Öne ÇıkanlarSiyaset Doğu Türkistan: İbadetin Yasak, Zulmün Serbest Olduğu Topraklar! Yazar: Zirvem Gazetesi Ocak 25, 2026 Yazar: Zirvem Gazetesi Ocak 25, 2026 0 Yorumlar 4 Dakika Oku Paylaş 0FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail 213 Ramazan ayı, İslam dünyasında bereketin, şefkatin ve ibadetin doruğa ulaştığı mübarek bir zaman dilimi. Ancak bu yıl, Doğu Türkistan’da iftar vakitleri ezan sesiyle değil, baskının karanlığıyla çöküyor. Oruç, dua ve sahur sofraları, Çin rejiminin ağır yasakları ve zulmü altında eziliyor. Gece bastığında, Uygur aileleri iftar sofralarına oturamıyor. Gözler, umutla yemek duası için birleşecekken, kapıdaki gözetim kameralarının soğuk bakışı, sofradakilere korku ve derin endişe salıyor. Çünkü oruç, bir ibadet olmaktan çıkmış, Doğu Türkistan’da bir suç haline gelmiş durumda. Sokaklar bomboş. Camiler ya yıkılmış ya da turistik birer müzeye çevrilmiş. Ramazan boyunca ibadetlerini yerine getirmek isteyen Uygur Müslümanları, ağır cezalarla, gözaltılarla hatta toplama kamplarına gönderilme tehdidiyle karşı karşıya. Çin hükümeti, dinî kimliği yok etmek için her türlü yöntemi deniyor. Oruç tutanların tespit edilmesi için özel görevliler görevlendiriliyor; dükkan sahiplerine ve restoran işletmecilerine, gündüz vakti yiyecek satmaları ve oruç tutanları ihbar etmeleri emrediliyor. Ancak baskılar yalnızca ibadet yasaklarıyla sınırlı değil. Devletin atadığı memurlar, “Kardeş Aile” adı altında Müslüman evlerine zorla yerleştiriliyor. Sofralara oturup yemek yemeleri isteniyor, oruç tutup tutmadıklarını kontrol etmek için çocukların bile ellerine yiyecek tutuşturuluyor. Oruç bozmayı reddedenler ya işlerinden oluyor ya da hapse atılıyor. Uygur Türklerinin kutsal Ramazan ayında yaşadığı bu zulüm, yalnızca Doğu Türkistan sınırları içerisinde değil. Maalesef Tayland’da bulunan 40 Uygur’un Çin’e zorla geri gönderilmesiyle başlayan Ramazan ayı, diasporada vuslat çeken her bir Doğu Türkistan ferdi için yıkıcı etkiler bırakıyor. Onları nasıl bir kaderin beklediği ise herkesçe biliyor: İşkence, hapis ve belki de bir daha asla haber alınamamak… Dış dünyaya karşı “Müslüman dostu” maskesi takan iki yüzlü Çin rejimi, özellikle bazı Müslüman ülkelerde sahte propagandalar yaparak, kendisini dostane bir yönetim gibi göstermeye çalışıyor. Ancak Doğu Türkistanlıların arşı titreten sessiz çığlığı, bu maskeyi delip geçiyor. Ramazan, Doğu Türkistan’da her yıl biraz daha yetim kalıyor. Ne iftar sofrasında edilen dualar, ne de sahur vakti gizlice yenen lokmalar özgürce yaşanabiliyor. Çin’in asimilasyon politikaları, Doğu Türkistanlıların inancını, kültürünü ve kimliğini yok etmeye çalışırken, bunların yerine komünist öğretileri ve siyasi eğitim uygulamalarıyla mazlum halkın beyinleri yıkanıyor. Ve dünya, bu zulme gözlerini kapatarak sessiz kalmaya devam ediyor… Kaynak: turkistanpress.com https://turkistanpress.com/post/dogu-turkistan-ibadetin-yasak-zulmun-serbest-oldugu-topraklar-/123 Muhammed Ali ATAYURT Yazar Türkistan Press Editörü | Istiqlal TV Sunucusu “East Turkestan: The Land Where Worship Is Forbidden and Oppression Is Allowed!” The month of Ramadan is a blessed time when abundance, compassion, and worship reach their peak across the Islamic world. Yet this year, in East Turkestan, the time of iftar descends not with the call to prayer, but with the darkness of oppression. Fasting, prayer, and sahur gatherings are crushed under the heavy bans and persecution of the Chinese regime.When night falls, Uyghur families cannot sit at their iftar tables. Just as eyes are about to unite in hopeful prayer before the meal, the cold gaze of surveillance cameras at the door spreads fear and deep anxiety among those at the table. For fasting has ceased to be an act of worship—it has become a crime in East Turkestan. The streets are deserted. Mosques have either been demolished or turned into tourist museums. Uyghur Muslims who wish to fulfill their religious duties during Ramadan face severe punishments, arrests, and even the threat of being sent to concentration camps. The Chinese government employs every method to erase religious identity. Special officials are assigned to detect those who fast; shopkeepers and restaurant owners are ordered to sell food during the day and report anyone who is fasting.But the oppression is not limited to bans on worship. State-appointed officials are forcibly placed into Muslim homes under the guise of “Brotherhood Families.” They sit at the tables, demanding to eat, and even force food into the hands of children to check whether they are fasting. Those who refuse to break their fast lose their jobs or are thrown into prison. The persecution endured by Uyghur Turks during the sacred month of Ramadan extends beyond the borders of East Turkestan. Tragically, this Ramadan began with the forced deportation of 40 Uyghurs from Thailand to China, leaving devastating effects on every member of the diaspora longing for reunion. Everyone knows what fate awaits them: torture, imprisonment, and perhaps disappearance without a trace. To the outside world, the duplicitous Chinese regime wears a “Muslim-friendly” mask, spreading false propaganda in certain Muslim countries to present itself as a benevolent government. Yet the silent cry of East Turkestan’s people, shaking the heavens, pierces through this mask.Ramadan grows more orphaned in East Turkestan with each passing year. Neither the prayers at the iftar table nor the secret bites at sahur can be lived freely. While China’s assimilation policies attempt to erase the faith, culture, and identity of East Turkestan’s people, they replace them with communist doctrines and political indoctrination, brainwashing the oppressed population.And the world continues to close its eyes to this persecution, remaining silent… ÇinDoğu TürkistanUygur Türkleri Paylaş 0 FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail Zirvem Gazetesi Önceki Haberler Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu: “Staj Ve Çıraklık Mağdurlarını Duyacaksınız” next post Terör örgütü YPG’nin Fırat kıyısındaki beldeye kazdığı kilometrelerce tünel ortaya çıktı Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu Nisan 17, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Devleti Muhafaza Etmeliyiz Nisan 15, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Kamuda Lale-Sülale Dönemine Son Vereceğiz Nisan 14, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını beka meselesi olarak görüyoruz” Nisan 14, 2026 MHP Genel Başkanı Bahçeli’den Netanyahu’ya sert tepki Nisan 14, 2026 YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ KIYMETLİ BİR ALTERNATİF Nisan 13, 2026