Siyaset ABD’nin yıkıcı senaryosu Rusya’yı Suriye’ye geri getiriyor: Beyaz Saray’ın yeni planı Türk çıkarlarını hedef alıyor Yazar: Zirvem Gazetesi Aralık 31, 2025 Yazar: Zirvem Gazetesi Aralık 31, 2025 0 Yorumlar 5 Dakika Oku Paylaş 0FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail 185 Rusya’nın dönüşünün başlangıcında, Suriye’deki derinleşen iç askeri-siyasi kaos, Kremlin’in bu ülkeyi bir kez daha parçalanmaya sürükleyebileceğini gösteriyor… Beyaz Saray’ın gerçekleştirmeye çalıştığı senaryo geri döndürülemez hale gelirse, İsrail’in de katılımıyla Suriye’deki ABD-Türkiye-Rusya üçgeninde son derece tehlikeli çatışmalar kaçınılmaz olabilir… Ortadoğu’daki jeopolitik denge zaten ciddi şekilde bozulmuş durumda. Bölgedeki İsrail-Türkiye çatışması da en yüksek noktasına ulaştı. Tüm bunlara paralel olarak, Ortadoğu’nun önemli ülkelerinden biri olan Suriye’nin içsel parçalanma riski son zamanlarda tehlikeli bir seviyeye yükseldi . Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra’nın Rusya’ya yaptığı beklenmedik ziyaretin, bölgesel diplomaside yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüldüğünü de belirtmekte fayda var. Dikkat çekici olan, bu ziyaretin, Türkiye Dışişleri ve Savunma Bakanları ile MİT Başkanı’nın Şam’a yaptıkları resmi ziyaretin hemen ardından gerçekleşmiş olmasıdır. Bu ziyaretin özel amacı resmi açıklamalarda belirtilmemiş olsa da, Başkan Vladimir Putin’in “Rusya, Suriye’deki barış görüşmelerine katılacak” açıklaması, Kremlin’in Ortadoğu’da yeniden aktif rol almaya hazırlandığını gösteriyor. Mesele şu ki, Rusya Ortadoğu’da İsrail ve Türkiye arasında dengeleyici bir güç olarak hareket etme niyetini ima ediyor. İsrail basınında yayınlanan bilgilere göre, resmi Şam, Rusya’nın Suriye’de yeniden ana dengeleyici aktör rolünü üstlenmesiyle ilgileniyor. Bu konu, özellikle Suriye’nin güneyinde Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimlerin yönetimi bağlamında oldukça önemli görünüyor. İlginç bir şekilde, bazı raporlara göre Suriye yetkilileri Rusya’ya Golan Tepeleri’nde askeri varlık teklif ediyor. Ana amaç fiili bir güvenlik bölgesi oluşturmak ve eş zamanlı olarak İsrail-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için bir arabuluculuk mekanizması başlatmaktır. Garip bir şekilde, bu seçenek İsrail tarafından da destekleniyor ve iddiaya göre Amerika Birleşik Devletleri’nin onayıyla uygulanabilir. Aslında bu Rusya için yeni bir model değil. 2018’de Ürdün’ün Amman kentinde yapılan görüşmelerin ardından Rusya, Golan Tepeleri yakınlarında bir mevzi kurarak İran kontrolündeki silahlı grupların İsrail’e yönelik füze saldırılarını engellemiş ve böylece bölgede göreceli bir istikrar sağlamıştı. Şimdi ise, diktatör Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’de benzer bir mekanizma tartışılmaya başlandı. Bu kez asıl amaç ise Türkiye-İsrail askeri çatışmasını önlemek. Hatırlayalım ki, bu yılın Nisan ayında Suriye’de Türk ve İsrail askeri güçleri arasında doğrudan çatışma riski vardı. Sonraki aylarda benzer tehlikeli olaylar birkaç kez tekrarlandı. Buna paralel olarak, ABD’nin arabuluculuğuyla yürütülen İsrail-Suriye görüşmeleri de, güney bölgelerinin güvenliği konusunda ortaya çıkan çelişkiler nedeniyle çıkmaza girmiş gibi görünüyor. Mesele şu ki, İsrail, diktatör Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra kontrol altına aldığı Suriye topraklarından, dokuz askeri üs de dahil olmak üzere, ayrılmayı düşünmüyor. Resmi Tel Aviv, 1974 sınırlarına dönüşün ancak tam teşekküllü bir barış anlaşması imzalanması halinde mümkün olduğunu açıkça belirtiyor. Beyaz Saray da bu pozisyonu destekleyerek, resmi Şam’ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini talep ediyor. Bu koşullar altında, hem İsrail hem de Türkiye ile işleyen temasları olan, ABD’ye de yakınlaştığı gözlemlenen ve dahası, Güney Suriye’deki silahlı grupları etkileme yeteneğini koruyan Rusya, “en uygun arabulucu” olarak öne çıkmaya çalışıyor. Bu arada, Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Lazkiye bölgesinde yaşanan kitlesel protestolar, ülkenin iç güvenlik krizini daha da derinleştirdi. İçişleri Bakanlığı’na göre, eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın destekçileriyle bağlantılı silahlı gruplar, yeni hükümete bağlı güvenlik güçlerine saldırdı. Lazkiye’deki El-Azhar Meydanı’nda düzenlenen bir protesto sırasında bilinmeyen bir yönden ateş açılmasının ardından polis ve protestocular arasında çatışmalar çıktı. Şunu belirtmek gerekir ki, daha önce Homs’taki bir camiye düzenlenen terör saldırısında çok sayıda insan hayatını kaybetmişti. Saldırının sorumluluğunu “Saraiye Ensar el-Sünne” adlı radikal bir grup üstlenmişti. Bu silahlı grubun, HTS ve IŞİD’den ayrılanlar tarafından kurulduğu ve Suriye’deki dini ve etnik azınlıkları ülkeden çıkarmayı hedeflediği söyleniyor. Ayrıca bu grubun, bir süre önce başkent Şam’daki bir kiliseye düzenlenen ve 25 kişinin ölümüne yol açan terör saldırısının da organizatörü olduğu iddia ediliyor. Suriye hükümetinin resmi verilerine göre, Mart ayında kıyı bölgelerinde Nusayrilere karşı düzenlenen operasyonlarda 1.426 kişi öldü; gayri resmi kaynaklar ise bu sayının 1.700’den fazla olduğunu belirtiyor. Temmuz ayında ise güneydeki As-Suwayda bölgesinde IŞİD destekli Dürzi topluluğuyla yaşanan silahlı çatışmalarda 2.000’den fazla kişi öldü; bunların 789’u sivildi. Tüm bu olaylar, Suriye’de Ahmed el-Şara’nın iktidarına yönelik en büyük tehdidin, devlet yapılarındaki radikal güçler olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda, bu ülkede belirgin merkezkaç eğilimler oluşmaya ve güçlenmeye başlamıştır. Her halükarda, şu anda Kürtler, Dürziler ve Alevi-Nüseyriler çevresinde özerklik ve öz savunma fikirlerinin daha da güçlendiği gözlemlenmektedir. Bu nedenle, “Sarayya Ensar el-Sünne” gibi gruplar Alevi topluluğunu korkutmakta, onları merkezi hükümetten uzaklaştırmakta ve aslında iç ayrılıkçılığın büyük ölçekte gelişmesi için elverişli koşullar yaratmaktadır. Dolayısıyla, Suriye’de yaşanan süreçler, bu ülkenin hem dış jeopolitik çatışmaların hem de iç parçalanma risklerinin tam merkezi haline gelmeye başladığını göstermektedir. Bazı uzmanlar, Rusya’nın güney Suriye’ye dönüşünü, yalnızca İsrail-Türkiye dengesiyle ilgili değil, aynı zamanda bu ülkenin tamamen parçalanmasını önlemeyi amaçlayan, geç kalmış ancak kararlı bir adım olarak değerlendirmeyi tercih etmektedir. Ancak, şimdiye kadar Rusya’nın bulunduğu devletler ve bölgeler, belirli bir süre sonra kaçınılmaz olarak iç bölünmelere ve güçlü bir ayrılıkçılık dalgasına maruz kalmıştır. Aynı ayrılıkçılık süreci, Rusya’nın ülkeye askeri üsler kurması ve Esad rejimini desteklemesinin ardından Suriye’de de yoğunlaşmıştır. Bu nedenle, şu anda en çok ilgi çeken soru, Rusya’nın bu kez dengeleyici bir güç rolü oynamakla yetinip yetinmeyeceği veya Suriye’nin gelecekteki askeri-siyasi yapısında yeniden önemli bir oyuncu olma iddiasında bulunup bulunmayacağıdır. Son zamanlarda Suriye’de daha aktif hale gelen ve askeri operasyonlara öncülük eden ABD’nin, dolaylı olarak Rusya’yı bu ülkeye geri getirdiği anlaşılıyor. Rusya’nın dönüşünün başlangıcında, Suriye’deki iç askeri-siyasi kaosun derinleşmesi, Kremlin’in bu ülkeyi bir kez daha parçalanmaya sürükleyebileceğini gösteriyor. Ve eğer bu senaryo geri döndürülemez hale gelirse, İsrail’in de katılımıyla Suriye’deki ABD-Türkiye-Rusya üçgeninde çok tehlikeli çatışmalar kaçınılmaz olabilir. Elçin XALIDBEYLİ,Siyaset uzmanı,“Yeni Musavat” Medya Grubundan alınmıştır. ABDRusyaSuriye Paylaş 0 FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail Zirvem Gazetesi Önceki Haberler Köprü ve otoyollara zam geldi next post MİT, 2025 yılında suçla mücadelede çok yönlü operasyonlara imza attı Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu Nisan 17, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Devleti Muhafaza Etmeliyiz Nisan 15, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Kamuda Lale-Sülale Dönemine Son Vereceğiz Nisan 14, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını beka meselesi olarak görüyoruz” Nisan 14, 2026 MHP Genel Başkanı Bahçeli’den Netanyahu’ya sert tepki Nisan 14, 2026 YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ KIYMETLİ BİR ALTERNATİF Nisan 13, 2026