Öne ÇıkanlarSiyaset El-Tabka İnfazları… SDG ve PKK Terör Örgütlerinin Kanlı Siciline Yeni Bir Bölüm Yazar: Zirvem Gazetesi Ocak 18, 2026 Yazar: Zirvem Gazetesi Ocak 18, 2026 0 Yorumlar 3 Dakika Oku Paylaş 0FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail 179 ŞAM (SANA) – Yasa dışı silahlı örgütlerin suç niteliğindeki yapısını gözler önüne seren bir sahnede, terör örgütü PKK ile SDG örgütü, Rakka kırsalındaki Tabka kentinden çekilmeden önce tutuklu ve esirleri infaz etti. Bu vahşi suç, söz konusu örgütlerin yıllar boyunca Suriyeli sivillere karşı işlediği ağır ihlallerden oluşan uzun siciline bir yenisini daha ekledi. Bu kanlı tırmanış, Suriye’deki resmi makamlarca belgelenen ve Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden başlayarak kentin doğusundaki Deyr Hafir’e, oradan da Tabka’da esirlerin infaz edilmesine kadar uzanan vahşi uygulamaların süreklilik arz eden bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Tüm bunlar, söz konusu iki örgütün suç niteliğindeki karakterini teyit etmekte ve kontrol ile sindirme amacıyla sistematik şiddeti bir araç olarak kullandıklarını açıkça ortaya koymaktadır. İnsanlığa Karşı İşlenen Bir Suç Suriye hükümeti, söz konusu suçu en sert ifadelerle kınayarak, esir ve tutukluların infaz edilmesinin Cenevre Sözleşmeleri uyarınca tüm unsurlarıyla bir savaş suçu teşkil ettiğini ve uluslararası insancıl hukukun en temel ilkelerini açıkça ihlal ettiğini vurguladı. Suriye hükümeti ayrıca, adaletin bu suçu işleyenlere mutlaka ulaşacağını, mağdur ailelerinin ise adil bir hukuki hesaplaşma hakkından mahrum bırakılmayacağını ifade ederken, uluslararası topluma da bu suçu kınama ve görmezden gelmeme çağrısında bulundu. Organik bağ ve aynı davranış biçimi Saha ve siyasi veriler, SDG örgütü ile PKK terör örgütü arasındaki ilişkinin yalnızca taktiksel bir koordinasyondan ibaret olmadığını, aksine liderlik düzeyinde, stratejik kararlar ve ideolojik anlayış açısından organik bir bağ teşkil ettiğini göstermektedir. Bu durum, iki örgütün baskıcı yöntemlerindeki ve kontrol ettikleri bölgelerde “Haseke kırsalından Rakka ve Deyrizor’a kadar” işledikleri ihlallerdeki belirgin benzerliği açıklamaktadır. Gözlemciler, mevcut aşamada suçların artış göstermesinin, bu örgütlerin siyasi ve saha dinamiklerindeki hızlı değişimler karşısında yaşadığı derin bir karmaşayı yansıttığını, yerel halk nezdinde varlıklarını meşrulaştırma güçlerinin zayıfladığını belirtirken, son çare olarak şiddet düzeyini artırmak suretiyle hakimiyetlerini pekiştirmeye ve otoritelerini tehdit edebilecek herhangi bir halk hareketini bastırmaya başvurduklarını vurguladı. Kürtlerin güvenliği, sınır ötesi silahlı örgütlerle mümkün değildir Bu örgütler tarafından işlenen artan suçlar, oynadıkları rolün sona ermek üzere olduğuna işaret etmektedir; özellikle müttefiklerinin tutumlarının değişmesi ve halkın varlıklarına yönelik artan tepkisi göz önüne alındığında. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, Kürtlerin Suriye ulusal dokusunun asli bir parçası olarak korunmasının, sınır ötesi silahlı örgütler aracılığıyla ya da yerleşim alanlarının askerileştirilmesi veya şehirlerde tüneller kazılmasıyla sağlanamayacağını; ancak yeni Suriye devletiyle tam entegrasyon ve siyasi ile askeri kurumlara etkin katılım yoluyla mümkün olacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı El-Şara ayrıca, “Suriye devleti tüm vatandaşlarının haklarını ayırım gözetmeksizin güvence altına alan ve birleştirici çerçevedir. Güvenin tesis edilmesi bir anda gerçekleşemez; özellikle de SDG örgütünün son yıllardaki sicili göz önüne alındığında.” dedi. Cumhurbaşkanı El-Şara, “SDG örgütü, 14 yılı aşkın süren devrim boyunca devrik rejime tek bir kurşun bile sıkmamış; aksine, doğrudan iletişim içinde olmuş ve Şam’da önde gelen güvenlik yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirmiştir.” diye ifadelerini ekledi. Cumhurbaşkanı El-Şara, buna karşılık olarak Kürtlerin bireyler olarak Suriye devriminde yer aldıklarını; ancak SDG örgütünün bir örgüt olarak fiili bir rolü bulunmadığını belirtirken, devrik rejimin devrilmesi ve Saldırganlığı Caydırma Operasyonu’nun Güçleri bölgelerden çekilmesinin ardından, SDG örgütünün Deyrizor, Deyr Hafir ve Halep’in merkezindeki bazı mahalleler gibi stratejik bölgelere ilerlediğini ve Halep Havalimanı çevresine ulaştığını, bunun da söz konusu bölgelerde devrimcilerin ilerleyişini engellediğini ve kurtuluş sürecini aksattığını ifade etti. Suriye devleti, ulusal egemenlik ve Suriye toprak bütünlüğünün taviz verilemez bir kırmızı çizgi olduğunu kararlılıkla vurgulamaktadır. Ayrıca, elleri Suriyelilerin kanıyla lekelenmiş terör örgütlerini meşrulaştırmaya dayalı hiçbir siyasi veya güvenlik sürecini kesin bir dille reddetmektedir. Suriye devleti ayrıca, mağdurların haklarının zaman aşımına uğramayacağını ve adaletin geçmiş ve günümüzdeki suçlarla başa çıkmada tek ölçüt olmaya devam edeceğini özellikle vurgulamaktadır. El TabkaPKKSDGSuriyeTerör Paylaş 0 FacebookTwitterPinterestTumblrVKWhatsappEmail Zirvem Gazetesi Önceki Haberler Yavuz Ağıralioğlu: Başkent Olmak Krizi İlk Yaşayan Şehir Olmak Değildir; Çözümü İlk Uygulayan Şehir Olmaktır! next post Bahçeli’den Suriye açıklaması: SDG’nin feshi dahil 8 maddeli ‘yol haritası’ Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı Nisan 22, 2026 Gülistan Doku soruşturmasında Sonel’in koruması tutuklandı Nisan 18, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında konuştu Nisan 18, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu Nisan 17, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Devleti Muhafaza Etmeliyiz Nisan 15, 2026 Yavuz Ağıralioğlu: Kamuda Lale-Sülale Dönemine Son Vereceğiz Nisan 14, 2026