Anasayfa SiyasetUluslararası İlişkilerDoğu Türkistan 2025 Raporu Yayımlandı

Doğu Türkistan 2025 Raporu Yayımlandı

Yazar: Zirvem Gazetesi
0 Yorumlar 6 Dakika Oku

Doğu Türkistan İnsan Haklarını İzleme Derneği, Doğu Türkistan’daki güncel insan hakları durumunu ele alan 2025 Yılı İnsan Hakları Raporunu 16 Şubat’ta İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna tanıttı.

Tanıtım toplantısına Türkiye’de faaliyet gösteren çeşitli siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, Doğu Türkistanlı kuruluşların yöneticileri ile Doğu Türkistan davasına uzun süredir ilgi gösteren akademisyenler, hukukçular ve aktivistler katıldı.Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını Doğu Türkistan İnsan Haklarını İzleme Derneği Genel Sekreteri İbrahim Sıddık yaptı. Sıddık konuşmasında, Doğu Türkistan’da yaşanan ağır hak ihlallerinin kayıt altına alınmasının ve uluslararası kamuoyuna sistematik biçimde duyurulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Ardından söz alan Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği Başkan Yardımcısı ve Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan Er, derneğin yürüttüğü izleme ve raporlama çalışmalarının hem hukuki hem de vicdani açıdan büyük bir boşluğu doldurduğunu ifade etti.
Raporun Hazırlık Süreci ve Yöntemi

Programda Doğu Türkistan İnsan Haklarını İzleme Derneği araştırmacısı Zahranur Ertek, 2025 yılı raporunun hazırlanma sürecine ilişkin ayrıntılı bir sunum yaptı. Ertek, raporda kullanılan yöntemleri, bilgi kaynaklarının doğrulanma sürecini, sahadan elde edilen verilerin nasıl tasnif edildiğini ve raporun hangi başlıklar etrafında şekillendiğini detaylarıyla aktardı.Toplantıda ayrıca Gelecek Partisi Milletvekili Dr. Selçuk Özdağ ile Saadet Partisi Milletvekili Mustafa Kaya’nın programa gönderdikleri destek ve dayanışma mesajları okunarak katılımcılarla paylaşıldı.

Toplantının ikinci bölümünde, raporda yer alan bulgular esas alınarak hazırlanan kısa bir video gösterimi yapıldı. Gösterimin ardından Hür Dava Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmud Şahin ve İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Nazım Yılmaz söz alarak, Doğu Türkistan halkının maruz kaldığı zulme karşı her zaman dayanışma içinde olduklarını dile getirdi.

Panel: Arşivleme ve Uluslararası Hukukun Önemi

Toplantı, panel formatında gerçekleştirilen değerlendirme oturumuyla devam etti. Oturumda Istiqlal Medya Gurup Türkçe Yayın Koordinatörü Muhammed Ali Atayurt, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği Başkanı Kaya Kartal, Uluslararası Göçmen Hakları Derneği’nden Zeynep Ertekin ve Dünya Avukatlar Birliği Başkan Yardımcısı Hüseyin Dişli söz aldı.Konuşmacılar; Çin’in uluslararası alanda yürüttüğü sistematik dezenformasyon ve propaganda faaliyetleri, Doğu Türkistan’daki etnik soykırım iddialarının belgelenmesinin önemi, arşivleme ve raporlamanın gelecek hukuki süreçlerdeki rolü ile uluslararası hukukun soykırım suçlarına karşı sunduğu imkânlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“Gerçekleri Duyurmak: Sansür, Bilgi Kontrolü, Algı Yönetimi”

Oturumun Sonlarına doğru “Gerçekleri Duyurmak: Sansür, Bilgi Kontrolü, Algı Yönetimi” konularını değerlendirmesi için kürsüye davet edilen Istiqlal Medya Gurup Türkçe Yayın Koordinatörü Muhammed Ali Atayurt şunları söyledi;“Maalesef bu gelişmiş çağda Medya, bir propaganda silahı olarak otoriter rejim tarafından kullanılmaktadır. Çin, Uygur halkına yönelik sistematik soykırımı örtmek, bundan dolayı artan küresel eleştirilere yanıt verebilmek ve küresel çapta zedelenen imajını kurtarmak için yurtdışındaki medya organlarına her yıl 1,3 milyar dolar harcıyor. Halı hazırda Çin Küresel Televizyon ağı (CGTN) gibi düzinelerce kanalları vasıtasıyla 140’tan fazla ülkede yayın yapıyor ve ülkemizde de bilindiği üzere Çin Uluslararası Radyosu (CRI) gibi haber merkezleri ile de 65 dilde faaliyet yürütüyor. Durum bununla sınırlı değildir elbette.

Bunun üzerine Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülkeler üzerinde medya, ekonomi ve siyaset sahalarında, bürokratik ilişkilerde, çeşitli kültürel etkinlikler, burs programları, Konfüçyus Enstitüleri, yabancı fenomenleri satın alma gibi çok katmanlı bir nüfuz stratejisi yürütmektedir. Bu strateji, yalnızca yumuşak güç unsurları değil, propaganda, ekonomik bağımlılık ve istihbarat faaliyetlerini de içeren “sessiz işgal” sürecine dönüşmüş durumdadır. Bu süreçte medyanın önemli bir kısmı, ekonomik nedenlerle Çin’e karşı eleştirel duruşunu yitirmiş, özellikle Doğu Türkistan’daki soykırımı görmezden gelmiştir.

Şunu sorgulamalıyız, Çin Komünist Partisi (ÇKP) yıllar süren acımasız baskısı, sistematik soykırım uygulamalarını nasıl görünmez kılabiliyor?

Şöyle: Doğu Türkistan’ı sahte turizm cenneti haline getirerek.

Son 10 yıldır Doğu Türkistan dünyadan izole bir şekilde yeniden tasarlandı.

Nasıl mı?

İnsanlar 2017’de ayyuka çıkan Yaklaşık üç bine yakın Toplama Kamplarının şokunu atlatmaya çalışırken, Çin Doğu Türkistan’da art arda Havayolları demir ve kara yolları inşa etmeye başladı. Nedeni ise hem iç hem de dış turizmi teşvik etmekti. Küresel düzeyde imajı düşen Çin’in 2023’un kasım ayından itibaren bazı ülke vatandaşlarına tek taraflı olarak vizesiz giriş sağlayacağını duyurduğunda, bunun tamamıyla propaganda amacı güttüğünü söylemiştik.  

Bu noktada Çin Küresel Toplumun soykırıma yönelik eleştirilerini susturması gerekliydi. Ve bölge kaynaklarını doğrudan sömürmek, turizmi canlandırmak için inşa ettiği ulaşım alt yapılarını sözde “Kalkınma” diye pazarlayacaktı.

Doğu Türkistan’ın 11 merkezi şehirlerine ise turizm cazibe merkezi inşa ederek “Mutlu Uygur” tablosunu servis etmeye başladı. Bu manzarayı gören yerli ve yabancı turistlerin aklı gidecekti, adeta masallardaki gibi, her kesin hayalindeki yer tamda buydu, sınırsız eğlence ve en gelişmiş teknolojiyle iç içe bir turizm deneğimi yaşayacaktı. Her kes buna bayılmıştı. Fotoğraflar çektirdiler Küresel Sosyal medya Platformlarında paylaştılar.
Bilinçli veya bilinçsiz nihayetinde Doğu Türkistan’a seyahat eden her birey, Çin’in küresel dezenformasyon, algı yönetimine destekçi olarak kazanılmıştı.

2025 Turizm verilerine bakalım:

  • Ocak–Ekim 2025 döneminde Doğu Türkistan’a gelen yabancı turist sayısı 2 milyon 120 bini geçti.
  • Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre %6,06 artış gösterdi.
  • Uluslararası turizm geliri ise geçen yıla kıyasla %6,55 artarak 13 milyar 485 milyon dolara ulaştı

Ancak uluslararası insan hakları kuruluşları, Çin’in bu politikalarını “Soykırım Turizmi” olarak nitelendiriyor. Bu yıl Nisan ayında yayımlanan bir raporda: 189 uluslararası otelin bölgede faaliyet gösterdiği veya faaliyete hazırlanmakta olduğu bu artışın Çin’in soykırım propagandasını güçlendirme hedefiyle paralel olduğu, 2024 yılında Doğu Türkistan’ı ziyaret eden yaklaşık 300 milyon turistten 5 milyonunun yabancı olduğu, bunun da bir önceki yıla göre %50 artış anlamına geldiği vurgulandı.

Size bir haber aktarayım Doğu Türkistan’daki sözde “Xinjiang Uygur Özerk Bölge Kültür ve Turizm Müdürlüğü”, yakın zamanda “2025 Sınır Ötesi Turizm Özel Proje Ödül Programı”nı açıkladı. Program kapsamında 1 milyon yuanlık fon oluşturulduğu, sınır dışından turist getirmede başarılı olan turizm kooperatiflerine 200 bin yuana kadar ödül verileceği duyuruldu.

Bu ne Anlama Geliyor?

Bölgeyi turist akınına maruz bırakarak. Tıpkı 14 gün boyunca Urumçi, Kaşgar, Turfan, Hoten, Artuş ve Yarken bölgelerini karış karış gezen Kozanlar Ailesinin dediği gibi, bölgeye gelip de, o cazibe merkezlerindeki eğlenceye, o atmosfere kapılmamak mümkün değil ve herkes fotoğraf çektiriyor, paylaşıyor Çin’in algı yönlendirme girişimine farkında olmadan hizmet ediyor.

Ve küresel toplumun karşılaştığı manzara Çin’in pazarlamak istediği “Mutlu Uygur” Tablosundan başka bir şey değildir. Çin burada hem ticaretini canlandıracak hem de küresel dezenformasyon çalışmasını derinlemesine yürütebilecek.

Halbuki yurdun saklı kalan büyük bölümünde Toplama kampları, köle işçi çalıştırma dahil masum halkımıza hala soykırım uyguluyor. 8 milyon insan kayıp, bir milyondan fazla Uygur çocuk giderek artan sayıda ailelerinden alınarak dillerinin ve kültürlerinin yasak olduğu Çin yatılı okullarına kapatılırken, Uygur kadınları sistematik olarak kısırlaştırılıyor, Erkeklerin çoğu Toplama kampında veya Cezaevlerinde olduğundan, sağlam olanları da, Çinli fabrikalarda zorla çalıştırıyor.

Emektarlara Teşekkür

Programın sonunda, 2025 Yılı İnsan Hakları Raporu’nun hazırlanmasında emek veren araştırmacı ve sorumlulara teşekkür edilerek çeşitli hediyeler takdim edildi.Toplantı, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin unutulmaması ve uluslararası kamuoyunun dikkatinin canlı tutulması çağrısıyla sona erdi.

Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz