Anasayfa Öne ÇıkanlarRöportaj: Türkiye’nin Dış Politikası: Millî Vizyon, Bölgesel Güç ve Küresel Denge

Röportaj: Türkiye’nin Dış Politikası: Millî Vizyon, Bölgesel Güç ve Küresel Denge

Yazar: Zirvem Gazetesi
0 Yorumlar 2 Dakika Oku

Gazetesi Ayşe Demir sordu. Kubilay Muhammet İlim ve Medeniyet Platformu Kurucu Başkanı, Tarih Bilim Uzmanı ve Uluslararası İlişkiler Analisti, Eğitimci ve Yazar Kubilay Muhammet Özdemir cevapladı.

Röportaj | Gazeteci Ayşe Demir – Kubilay Muhammet Özdemir

Konu: Türkiye’nin Dış Politikası: Millî Vizyon, Bölgesel Güç ve Küresel Denge

Yer: İstanbul

Tarih: 12 Kasım 2025

Ayşe Demir:
Sayın Özdemir, son dönemde Türkiye’nin dış politikası çok yönlü bir dönüşüm geçiriyor. Siz bir tarih bilimci ve uluslararası ilişkiler analisti olarak bu dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kubilay Muhammet Özdemir:

Türkiye, tarihinin en kritik jeopolitik dönemlerinden birini yaşıyor. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken, artık sadece bölgesinde değil, küresel ölçekte de söz sahibi bir ülke konumundayız. Bu dönüşüm, millî reflekslerin, tarihsel hafızanın ve stratejik vizyonun birleşimiyle mümkün olmuştur.

Türkiye’nin dış politikası artık pasif bir diplomasi anlayışından çıkmış, “aktif denge siyaseti” diyebileceğimiz bir yapıya evrilmiştir. Yani Batı ile doğrudan karşı karşıya gelmeden, Doğu’nun gücünü de ihmal etmeden kendi millî çıkarlarını merkeze alan çok kutuplu bir dış politika yürütülüyor.

Ayşe Demir:
Bu noktada sıkça konuşulan “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu da dış politikaya yön veren bir çerçeve olarak görmek mümkün mü?

Kubilay Muhammet Özdemir:
Kesinlikle. “Türkiye Yüzyılı” sadece iç politik bir slogan değildir; bir medeniyet iddiasıdır. Bu vizyon, Türkiye’nin dünya sahnesinde tarihî rolünü yeniden üstlenme kararlılığını ifade eder.

Bugün Türk dış politikasının merkezinde millî egemenlik, bölgesel liderlik ve küresel adalet arayışı vardır. Libya’dan Karabağ’a, Doğu Akdeniz’den Türk Devletleri Teşkilatı’na kadar Türkiye, artık sahada ve masada etkin bir güçtür.

Ayşe Demir:
Batı ile ilişkilerde son yıllarda hem gerginlikler hem de zorunlu iş birlikleri görüyoruz. Bu dengeyi nasıl yorumluyorsunuz?

Kubilay Muhammet Özdemir:

Batı, uzun yıllar Türkiye’yi sadece kendi çıkarları doğrultusunda konumlandırmak istedi. Ancak Türkiye artık “yön verilen” değil, “yön belirleyen” bir aktör konumundadır. Bu durum elbette bazı çevreleri rahatsız ediyor.

Ancak Türk dış politikasının temelinde şu ilke var: “Müttefik oluruz ama bağımlı olmayız.” Türkiye, NATO içinde kalsa da kendi savunma sanayisini güçlendirerek, SİHA’larıyla, milli muharebe uçağıyla, enerji politikalarıyla bağımsızlığını fiilen ilan etmiştir.

Ayşe Demir:
Peki, Rusya, Çin ve Türk dünyası ile geliştirilen ilişkileri bu çerçevede nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kubilay Muhammet Özdemir:
Rusya ve Çin’le ilişkiler, Türkiye’nin çok kutuplu dünyadaki yeni konumlanmasının bir parçasıdır. Burada mesele Batı’ya karşı Doğu’ya yönelmek değil; dengeyi kurabilmektir.

Türk dünyasıyla kurulan bağlar artık duygusal temelden stratejik zemine taşınmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi, ortak savunma vizyonu, ticaret koridorları ve kültürel birlik geleceğin en önemli jeopolitik bloklarından birini oluşturuyor.

Ayşe Demir:
Son olarak, milliyetçi bir perspektiften bakıldığında Türk dış politikasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Kubilay Muhammet Özdemir:
Milliyetçilik, dar anlamda bir ideoloji değil; bir kültürel bilinç ve stratejik duruş meselesidir. Türk dış politikası, milliyetçi bir anlayışla şekillendikçe daha güçlü ve bağımsız hale gelecektir.

Türkiye artık ne Batı’nın ne Doğu’nun gölgesinde bir ülke değil; kendi ışığıyla dünyayı aydınlatmaya çalışan bir medeniyet devletidir.

Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz