Anasayfa MagazinTarihBİR DİPLOMASİ SAVAŞI VE YÜZYILLIK MİRAS: LOZAN NE KAZANDIRDI, NE BIRAKTI?

BİR DİPLOMASİ SAVAŞI VE YÜZYILLIK MİRAS: LOZAN NE KAZANDIRDI, NE BIRAKTI?

Yazar: Zirvem Gazetesi
0 Yorumlar 2 Dakika Oku

KISA ANALİZ

24 Temmuz 1923 — İsviçre’nin Lemani Gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace’ta atılan imzalar, sadece I. Dünya Savaşı’nın son hesaplaşmasını bitirmedi; aynı zamanda küllerinden doğan yeni bir Türk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki tapu senedi oldu. I. Dünya Savaşı’nın galip Avrupalı güçleri, Mondros ve Sevr ile Türk milletine Anadolu’nun dar bir köşesinde yaşama hakkı tanımıştı. Ancak cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı zaferi, diplomasi masasında Lozan’a taşındı. İsmet Paşa liderliğindeki Türk heyeti, karşısındaki devasa diplomasi bloğuna karşı çetin bir mücadeleye girişti.

MASA BAŞINDAKİ BÜYÜK SAVAŞ: KAPİTÜLASYONLAR VE BAĞIMSIZLIK

Lozan, sıradan bir barış antlaşması değildi. Batılı güçlerin Asya ve Doğu Avrupa’daki sömürgeci düzenine vurulmuş en ağır darbelerden biriydi.
* Kapitülasyonların Kaldırılması: Yıllarca Osmanlı’nın belini büken, adli ve ekonomik bağımsızlığı yok eden imtiyazlar tamamen tarihe gömüldü.
* Askeri ve Siyasi Egemenlik: İstanbul ve Boğazlar üzerindeki işgal tehdidi sona erdirildi.
* Sınırlar: Hatay ve Musul gibi dışarıda kalan alanlar olsa da Misak-ı Millî hedeflerinin büyük bir kısmı güvence altına alındı.

Lozan’ı değerlendirirken en çok kaçırdığımız nokta şu: O masaya oturan heyet, arkasında 10 yıldır kesintisiz savaşan, ekonomisi bitmiş, insan kaynağını tüketmiş bir milletle oturdu. Lozan bir ‘ütopya’ antlaşması değil; elde var olan askeri gücün diplomasiyle alabileceği en maksimalist, en gerçekçi sonuçtu. Mükemmel bir antlaşma mıydı? Hayır. Ancak Sevr gibi bir idam fermanını çöpe atıp tam bağımsız bir ulus-devlet kurmak, o dönemin şartlarında muazzam bir diplomasi başarısıdır.

MİTLER VE GERÇEKLER: “GİZLİ MADDELER” VE MUTEBER TARİHÇİLİK

Yıllardır toplumda kulaktan kulağa yayılan “Lozan 100 yılda bitecek”, “Gizli maddelerde maden çıkarmamız engelleniyor” gibi mitler, Lozan’ın 100. yılının geride kalmasıyla birlikte tamamen boşa çıktı. Uluslararası hukukta ve arşivlerde yeri olmayan bu komplo teorileri, antlaşmanın arkasındaki gerçek jeopolitik başarıyı gölgelemekten başka bir işe yaramadı.

21. yüzyılda hâlâ ‘gizli madde’ efsanelerine inanmak, kendi tarihimizi ve oradaki diplomatik aklı küçümsemektir. Lozan’ın eksikleri yok mudur? Elbette vardır; Ege Adaları’nın durumu veya Musul meselesi bugün bile tartışılır. Ama bu tartışmalar ‘gizli senaryolar’ üzerinden değil; dönemin kuvvet dengeleri, İngiltere’nin hava gücü üstünlüğü ve Türkiye’nin lojistik imkânları üzerinden yapılmalıdır.

DÜNYANIN EN UZUN ÖMÜRLÜ BARIŞ ANTLAŞMASI

I. Dünya Savaşı sonrası imzalanan Versailles (Versay), Trianon veya Saint-Germain gibi antlaşmaların tamamı II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla çöpten farksız hale geldi. Lozan ise tam 100 yıldan fazla süredir geçerliliğini koruyan, dünyadaki tek I. Dünya Savaşı antlaşmasıdır.

Lozan; Türkiye Cumhuriyeti’nin haritası, hukuki temeli ve egemenlik belgesidir. Onu ‘zafer mi yoksa hezimet mi’ sığlığına sıkıştırmadan, dönemin şartlarını doğru okuyarak sahiplenmek, geleceğin diplomasisini kurmak için en büyük dersimizdir.

Ayrıca Bu Haberlerede Bakabilirsiniz